Doğrulanmış ruh sağlığı profesyonellerinin topluluğu.Hesap oluştur
Ruh Sağlığı Alanında Yapay Zekâ: Fırsatlar, Riskler ve Psikoterapistlerin Bilmesi Gerekenler

Ruh Sağlığı Alanında Yapay Zekâ: Fırsatlar, Riskler ve Psikoterapistlerin Bilmesi Gerekenler

Topluluk Yöneticisi
Topluluk YöneticisiAdmin13 Ekim 20264 görüntülenme

Kaynak: American Psychiatric Association (APA) – Mental Health Pathfinders: Yapay Zekâ Hakkında Psikiyatristlerin Bilmesi Gerekenler

Yapay zekâ ruh sağlığı hizmetlerini nasıl değiştiriyor?

Yapay zekâ, sağlık hizmetlerinde giderek daha fazla kullanılan teknolojilerden biri hâline geliyor. Özellikle ruh sağlığı alanında hem danışanlar hem de ruh sağlığı profesyonelleri bu teknolojilerden yararlanmaya başladı.

Amerikan Psikiyatri Birliğinin Dijital Sağlık, İnovasyon ve Teknoloji Konseyinin başkanı ve Harvard Tıp Fakültesiyle bağlantılı Beth Israel Deaconess Tıp Merkezinin Dijital Psikiyatri Bölümünün direktörü Dr. John Torous, yapay zekânın ruh sağlığı hizmetlerinde sunduğu fırsatları ve beraberinde getirdiği riskleri değerlendiriyor.

Torous'a göre yapay zekânın bu kadar hızlı benimsenmesi, ruh sağlığı alanında üzerinde durulması gereken önemli bir gelişme. Ancak teknolojinin yaygınlaşması, onun her durumda güvenilir veya etkili olduğu anlamına gelmiyor. Asıl mesele, hangi durumlarda yararlı olabileceğini ve hangi koşullarda risk oluşturabileceğini anlayabilmek.

1. Ruh sağlığı profesyonellerinin yapay zekâyı tanıması gerekiyor

Yapay zekâ teknolojileri çok hızlı geliştiği için bazı uzmanlar bu alanda eğitim almanın zor olduğunu düşünebilir. Çünkü bugün öğrenilen bilgiler birkaç ay içinde değişebilir.

Torous ise bu değişimin, profesyonellerin teknolojiden uzak durması için bir gerekçe olmadığını vurguluyor. Aksine, yapay zekâyı tanımanın en iyi yollarından biri onu kontrollü biçimde deneyimlemek ve sonuçlarını eleştirel bir gözle değerlendirmek.

Psikiyatristler ve diğer ruh sağlığı profesyonelleri, gerçek danışan bilgilerini paylaşmadan varsayımsal senaryolar oluşturabilir; yapay zekânın terapi, güvenlik ve ilaçlarla ilgili sorulara nasıl yanıt verdiğini inceleyebilir.

Buradaki amaç, yapay zekânın her yanıtını doğru kabul etmek değil, güçlü ve zayıf yönlerini anlamaktır. Bir uygulamanın yararlı görünmesi, her danışan için uygun olduğu anlamına gelmez. Kullanım kararı, olası yararlar ve riskler birlikte değerlendirilerek verilmelidir.

2. Yapay zekâ terapinin yerini alabilir mi?

Yapay zekâ destekli sohbet araçları, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu durumlarda insanların başvurduğu seçeneklerden biri hâline geldi. Psikiyatrist ve terapist eksikliği de bu araçlara yönelik ilgiyi artırıyor.

Ancak Torous, mevcut araştırmaların yapay zekânın tek başına profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin yerini alabileceğini göstermediğine dikkat çekiyor.

Söyleşide değinilen bazı araştırma değerlendirmelerine göre, bir uzman eşliğinde kullanılmayan yapay zekâ araçlarının etkileri, farkındalık (mindfulness) veya bilişsel davranışçı terapi (BDT) temelli bazı uygulamaların etkilerine benzer düzeyde olabilir. Bununla birlikte, yapay zekânın bu uygulamaların ötesinde bir yarar sağladığını gösteren yeterli kanıt henüz bulunmuyor.

Bu nedenle yapay zekâ, uygun durumlarda mevcut ruh sağlığı çalışmalarını destekleyen bir araç olarak değerlendirilebilir. Fakat profesyonel değerlendirme, kişiye özgü tedavi planlaması ve terapötik ilişkinin yerini aldığı varsayılmamalıdır.

Ayrıca genel amaçlı yapay zekâ modelleriyle özellikle ruh sağlığı için geliştirilmiş modellerin performansları da araştırılmaya devam ediyor. Hangi aracın hangi durumda daha uygun olduğu konusunda kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla kanıta ihtiyaç var.

3. Danışanların yapay zekâ kullanımı terapi sürecinin bir parçası olarak ele alınmalı

Ruh sağlığı profesyonellerinin danışanlarına sorması gereken önemli sorulardan biri şu: “Ruh sağlığınızla ilgili konularda yapay zekâ kullanıyor musunuz?”

Bazı danışanlar, terapistlerinin bu durumu olumsuz karşılayacağını düşünerek yapay zekâ kullandıklarını açıklamaktan çekinebilir. Terapistlerini üzmekten veya aralarındaki ilişkiye zarar vermekten endişe edebilirler.

Bu nedenle danışanların yapay zekâ kullanımını rahatlıkla anlatabilecekleri, yargılanmayacaklarını bildikleri bir görüşme ortamı oluşturmak önemlidir.

Terapist, danışanın hangi aracı kullandığını, hangi amaçla başvurduğunu ve aldığı yanıtların kendisini nasıl etkilediğini sorabilir. Böylece yapay zekânın danışanın yaşamındaki yeri daha iyi anlaşılabilir; yararlı yönleri ve olası zararları birlikte değerlendirilebilir.

Bu yaklaşım, terapistin teknolojinin bütün ayrıntılarını bilmesini gerektirmez. Önemli olan merak etmek, açık iletişim kurmak ve danışanın deneyimini anlamaya çalışmaktır.

4. Yapay zekâyla uzun süreli ve yoğun ilişkiler kurmak risk oluşturabilir

Söyleşide öne çıkan konulardan biri, insanların yapay zekâ sohbet araçlarıyla zaman içinde duygusal bağ kurabilmesi.

Dr. Torous, özellikle çok uzun ve yoğun sohbetlerin güvenlik açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirtiyor. Söyleşide aktardığı bazı araştırma bulgularında, ciddi zararlarla ilişkilendirilen sohbet kayıtlarının binlerce mesaj içerebildiğine değiniyor.

Bu tür örnekler, uzun süreli etkileşimlerin tek başına zarara neden olduğunu kanıtlamaz. Ancak yapay zekâ ile kullanıcı arasında giderek güçlenen duygusal bağın ve sohbetlerin niteliğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret eder.

Bir kullanıcı, zamanla yapay zekâyı yalnızca bilgi edinmek için kullanılan bir araç olarak görmekten uzaklaşabilir; onu kendisini anlayan, sürekli yanında bulunan veya özel bir ilişki kurduğu bir varlık gibi algılamaya başlayabilir.

Bu durum özellikle yalnızlık yaşayan veya duygusal açıdan kırılgan kişiler için önemlidir. Yapay zekâ bazı insanlara eşlik etme hissi verebilse de gerçek insan ilişkilerinin yerini bütünüyle tutamaz. Ayrıca sohbet araçları her zaman güvenilir yanıtlar vermez ve uzun etkileşimlerde güvenlik sınırlarını koruyamayabilir.

Torous, bu nedenle yapay zekâyla kurulan ilişkinin yoğunluğuna ve kullanıcının bu ilişkiye yüklediği anlama dikkat edilmesini öneriyor.

5. İnsan ilişkileri ruh sağlığının merkezinde kalmalı

Torous'a göre hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın önemli dayanaklarından biri, nitelikli insan ilişkileridir.

Yapay zekâ, insanlarla iletişim kurmanın zorlaştığı dönemlerde bazı kişilere eşlik edebilir. Ancak insan ilişkilerinin sunduğu karşılıklı anlayış, sorumluluk, güven ve gerçek yaşam deneyimini aynı şekilde sağlayabildiği varsayılmamalıdır.

Bu nedenle yapay zekâ kullanımının, kişinin insanlarla kurduğu ilişkileri güçlendiren bir destek mi olduğu, yoksa giderek sosyal etkileşimden uzaklaşmasına mı yol açtığı üzerinde durulmalıdır.

Ruh sağlığı alanında teknoloji değerlendirilirken yalnızca kullanıcının ne kadar süre uygulamada kaldığına veya ne kadar sık etkileşim kurduğuna bakmak yeterli değildir. Kullanıcının iyilik hâli ve gerçek yaşamındaki ilişkileri de dikkate alınmalıdır.

6. Mahremiyet ve kişisel verilerin korunması kritik önemdedir

Yapay zekâ destekli ruh sağlığı araçlarının kullanımında en önemli başlıklardan biri de veri güvenliğidir.

Torous, tüketici kullanımına yönelik sohbet araçlarının otomatik olarak klinik ruh sağlığı hizmeti sunduğunun varsayılmaması gerektiğini belirtiyor. Bir uygulamanın ruh sağlığı hakkında konuşabilmesi, onun profesyonel tedavi sunduğu veya sağlık hizmetlerinde geçerli olan gizlilik güvencelerinin tamamını sağladığı anlamına gelmez.

Kullanıcılar, sohbet sırasında paylaştıkları hassas bilgilerin nasıl işlendiğini, saklandığını ve hangi koşullarda kullanılabileceğini her zaman bilemeyebilir.

Bu nedenle kişisel travma öyküleri, kimlik bilgileri, sağlık kayıtları ve benzeri hassas bilgileri paylaşmadan önce uygulamanın gizlilik politikasını ve veri kullanım koşullarını incelemek gerekir.

Ruh sağlığı profesyonelleri açısından bu konu daha da önemlidir. Danışanlara ait tanımlayıcı bilgiler, gerekli hukuki ve etik güvenceler sağlanmadan genel amaçlı yapay zekâ araçlarına yüklenmemelidir. Mesleki gizlilik ve veri koruma yükümlülükleri her durumda gözetilmelidir.

Yapay zekâ araçlarını mesleki amaçlarla denemek isteyen uzmanlar, gerçek danışan bilgileri yerine varsayımsal vakalardan yararlanabilir.

7. Çocuklar ve gençler için yalnızca teknik kısıtlamalar yeterli değil

Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin gençler tarafından kullanımında ebeveynlerin ve eğitimcilerin rolü de önem taşıyor.

Teknik filtreler ve kullanım kısıtlamaları belirli riskleri azaltabilir. Ancak gençlerin bu kısıtlamaları aşmanın yollarını bulabilmesi, yalnızca teknik önlemlere güvenmenin yeterli olmayabileceğini gösteriyor.

Torous, yasaklama ve engelleme yöntemlerinin tek başına beklenen sonucu vermeyebileceğine dikkat çekiyor. Bunun yerine, mümkün olduğunda çocuklarla ve gençlerle açık iletişim kurmak ve aile içinde anlaşılır kullanım kuralları belirlemek önemlidir.

Gençlerin hangi araçları kullandığını, bu araçlarla neler paylaştığını ve aldıkları yanıtlardan nasıl etkilendiğini anlamaya çalışmak, dijital güvenlik yaklaşımının bir parçası olmalıdır.

Buradaki amaç, teknolojiyi bütünüyle reddetmek değil; güvenli, bilinçli ve yaşa uygun kullanım alışkanlıklarını desteklemektir.

8. Güvenli yapay zekâ için eğitim, düzenleme ve değerlendirme gerekiyor

Amerikan Psikiyatri Birliğinin yeni Dijital Sağlık, İnovasyon ve Teknoloji Konseyi, ruh sağlığı alanında yapay zekânın sorumlu kullanımını desteklemeye yönelik çalışmalar yürütüyor.

Söyleşide Torous, bu çalışmaların üç temel başlıkta toplandığını belirtiyor:

  • Eğitim: Psikiyatristlerin ve diğer ilgili profesyonellerin yapay zekânın olanakları, sınırlılıkları ve riskleri hakkında güncel, güvenilir bilgiye erişmesini sağlamak.

  • Politika ve düzenleme: Hastaların güvenliğini, hizmetlere erişimi ve bilimsel kanıta dayalı uygulamaları gözeten politikaların geliştirilmesine katkıda bulunmak.

  • Değerlendirme standartları: Yapay zekâ araçlarını hangi ölçütlerle değerlendirmek gerektiğine ilişkin çerçeveler ve yol gösterici sorular oluşturmak.

Amaç, bütün yapay zekâ araçlarını iyi veya kötü olarak sınıflandırmak değildir. Tıpkı her tedavinin her danışan için uygun olmaması gibi, bir yapay zekâ aracının da kullanım amacı, hedef kitlesi, güvenilirliği ve olası riskleri dikkate alınmalıdır.

Ayrıca teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni riskler ortaya çıkabileceği için değerlendirme süreçlerinin güncel bilimsel kanıtlarla desteklenmesi gerekir.

Sonuç: Yapay zekâdan yararlanmak, onu sorgulamaktan vazgeçmek değildir

Yapay zekâ, ruh sağlığı alanında yeni olanaklar sunarken bilimsel kanıt, mesleki etik, insan ilişkileri ve mahremiyet açısından önemli soruları da beraberinde getiriyor.

Dr. John Torous'un söyleşisinden çıkarılabilecek temel sonuç, yapay zekâyı bütünüyle reddetmek veya koşulsuz biçimde benimsemek yerine, onu eleştirel ve bilinçli bir yaklaşımla değerlendirmek gerektiğidir.

Ruh sağlığı profesyonellerinin bu araçları tanıması, danışanların yapay zekâ kullanımını açıkça konuşabilmesi, hassas bilgilerin korunması ve teknolojinin gerçek yaşam üzerindeki etkilerinin izlenmesi önem taşıyor.

Yapay zekâ ruh sağlığı hizmetlerini destekleyebilir; ancak güvenli ve etkili kullanım için insan odaklı yaklaşımın, bilimsel değerlendirmenin ve mesleki sorumluluğun merkezde kalması gerekir.


Kaynak: American Psychiatric Association (APA). Mental Health Pathfinders: What Psychiatrists Need to Know About AI with Dr. John Torous. 16 Temmuz 2026.

Orijinal içerik ve podcast dökümü: https://www.psychiatry.org/Psychiatrists/Education/Podcasts/Medical-Mind/2026/Mental-Health-Pathfinders-What-Psychiatrists-Need

Not: Bu yazı, kaynak söyleşinin ana fikirlerini Türkçe olarak aktaran bir uyarlamadır; birebir çeviri veya bağımsız bir bilimsel araştırma raporu değildir.